
Ve bitti… 52 günlük göç, artık bitti. Kanatlar yavaşladı, en güzel hava akımı bulundu, 1 günlük kısa bir süzülme sonrası göç Haydarpaşa’da son buldu...
Gittik. Koskoca bir trenle, koskoca bilmem kaç gün gittik. Birilerinin hikayesine girdik, kolay okunacak ve akılda kalacak şekilde kırmızı kalemle o günün altını çizdik ve o birilerinin hikayesinden çıktık. Doğu, Batı, Kuzey, Güney… Gittik dört bir köşe haritada. Lakin bu giden şeyin içinde, görmeseniz de bambaşka bir hikaye daha var. Göç dedik ya, yek dedik hani kanatlar, birlikte inip kalkıyor dedik. İşte burda, trenin içinde, evimizde, her bir çift kanadın da ayrı bir hikayesi vardı. Her bir çift kanat, kendi dünyasında, kabul etmeyip apartman yüksekliğini, martı Livengstone gibi daha yüksekleri düşleyenlerdendi. Ve biz, bu mütemadiyen giden şeyin içinde birbirimizin de hikayelerine müdahil olup kelimeler ekledik. Bu o kadar önemli ki! Kelimeler eklemek. Biz, birbirimizin hikayesine 52 gün boyunca dahil olduk ve hikayelerimizin 52 gününün altını, kolay okunacak ve akıldan asla çıkmayacak şekilde kırmızı kalemle çizdik. Dönüp dönüp okuyacağım ben o satırları.
Göç bütünlük demek! Göç, bilmem kaç tane bireyin, bilmem kaç tane kanadının yek bir kanat olup bir aşağı bir yukarı inip çıkması demek. Gitmek, havanın içinden geçebilmek için yekliği korumak şart. Ve derken indirdim kanatlarımı yavaşça, şöyle omuz ardından son bir kez baktım evime, trenime ve karıştı. ‘iç’, ne hissedeceğini bilemeden karıştı. Dolması 52 gün sürdü, içmesi bir ömür bitmeyecek gibi karıştı… Görmüş geçirmiş bir gülümseme ile bakıyorum, alıyorum başımı omuz arkasından, uzun bir süre yetecek kadar erzak toplamışım, doldurmuşum küpümü, alıyorum küpümü koltuğumun altına, gidiyorum. Tek başına kanat çırpanın zamanıdır şimdi yeniden. Tek başına kanat çırpıp, yükselebildiğin kadar yükselmenin zamanıdır. Belki, belki yukarda bir yerlerde altı çizili satırlar gelir yeniden aklıma, bir çeviririm başımı, Haydarpaşa’da bıraktığım yek kanadımın bir başka parçasına rastlarım. Yukarda tekrar görüşmek üzere, iyi uçuşlar kanatlarım… Hoşçakalın…
Tren bitiyor ve ben çok üzgünüm sanki trene hiç gitmemiş gibi hissediyorum. Geçen sene trenin hepsine katılmıştım ama bu sene sadece 1-2 haftalığına katılabildim çünkü okulum vardı ve kendi icinden dedim ki "Keşke okullar kapalı olsaydı!" dedim. Ben şu anda trende olmayı çok isterdim ama mağlesef ki orada değilim. Perşembe günü Haydarpaşa'ya gidicem ama galiba o son gün ve eğer babam seneye treni yaparsa ondan okullar tatil oluğunda yapmasını söyliyecem.