PROJE ORTAKLARI
Anasayfa

Aile İçi Şiddete Son


Hürriyet'in, 5’inci yılını tamamlayan sosyal sorumluluk projesi
AİLE İÇİ ŞİDDETE SON KAMPANYASI


GERÇEK:
HER ÜÇ AİLEDEN BİRİNDE DAYAK VAR
* Aile içi şiddet dünyada olduğu gibi Türkiye'de de oldukça yaygın. Ailelerin yüzde 34'ünde fiziksel, yüzde 53'ünde sözel şiddet yaşanıyor. Çocuklara yönelik fiziksel şiddetin oranı ise yüzde 46. Ve şiddete uğrayanların yüzde 80'i, buna karşı yapacak bir şey olmadığını düşünüyorlar.
* Türkiye, namus ve töre bahanesiyle işlenen cinayetlerin de çok sık yaşandığıı bir ülke; işin vahimi, bir ankete katılan 430 kişiden yüzde 37,4'ü namus cinayetini onayladığını söylüyor. Üstelik katılımcıların yüzde 22'si kadın.
Türkiye'de bu konuda vahim sonuçları ortaya koyan sayısız araştırma yapıldı. Yapılmaya da devam ediyor.

İLK ADIM
AİLE İÇİ ŞİDDETE KARŞI HÜRRİYET
* Hürriyet, ‘Aile İçi Şiddete Son’ konusunu, sosyal sorumluluk alanında görevi olarak belirledi. 2004 yılının Ekim ayında başlayan kampanya için kurum içinde bir ekip oluşturdu, sivil toplum kuruluşu Çağdaş Eğitim Vakfı (Artık Aralık Derneği) ve İstanbul Valiliği'ni proje ortağı yaptı ve profesyonel bir danışmanlık merkezinden hizmet aldı. Kampanya ortakları arasına, daha sonra CNN TURK ve Star televizyonları da katıldı. Böylece Türkiye, Medya Dünyası’nda ilk kez kararlılık, süreklilik ve yaratıcılık ilkesini benimseyen, sosyal sorumluluğu kurumsal vatandaşlık olarak gören bir kampanyayla karşılaştı. Hürriyet, aile içi şiddete karşı mücadeleyi, bir insan kaynakları politikası yapma konusunda da adımlar attı.

HEDEF:
TOPLUMSAL DUYARLILIK YARATMAK
* Kampanyanın hedefi, kamuoyunda, bu konuda farkındalık yaratmak, toplumsal duyarlılık oluşturmak, davranış değişikliğini sağlamak ve sorunun siyasiler nezdinde çözümüne katkıda bulunmak... Hürriyet bu hedefe ulaşmak için, "Eğitim Otobüsleri"yle önce İstanbul, daha sonra da Türkiye'nin çeşitli kentlerinde, mahalle aralarında dolaşarak eğitimler verilmesini sağladı; polis memurlarından belediye çalışanlarına, imamlardan öğretmenlere, itfaiyecilerden halka kadar binlerce insana ulaştı. Broşürler, kitaplar ve eğitimlerle onları bilgilendirdi.
* Hürriyet'in hazırlattığı bir televizyon reklamında, morarmış gözü ve patlamış dudağıyla izleyicilere bakan küçük kız, "şiddete uğrayan kadınlara bilgi ve umut verecek gönüllüleri" göreve çağırdı. İlkokul, lise ya da üniversite mezunu, eğitmen, emekli ya da ev kadını, işsiz ya da işadamı, genç, yaşlı yüzlerce insan kampanya telefonlarını kilitledi. Kampanyaya gönüllü olmak isteyenlere, gönüllü organizatörlüğü eğitimi verildi ve gönüllü sayısına her geçen gün bir yenisi eklendi.
Kampanya, Hürriyet'in Almanya bürosu aracılığıyla aynı tarihlerde Almanya’ya da da başlatıldı.

PRESTİJ:
ULUSLARARASI KONFERANSLAR
Hürriyet’in Aile İçi Şiddete Son Kampanyası, aile içi şiddete son konulu uluslararası konferanslarının ilkini 2005 Kasımı’nda İstanbul Teknik Üniversitesi’nde düzenledi. Bu konferans, Aile İçi Şiddet konusunda Türkiye’de ilk kez, sivil toplum, medya ve BM’yi bir araya getirdi. BM Nüfus Fonu ve diğer kampanya ortaklarıyla birlikte gerçekleştirilen ilk konferansa dünyadan ve Türkiye’den kamu kuruluşu, yerel yönetim, özel sektör temsilcileri ve akademisyenler katıldı ve iki gün boyunca "dünyadan örnekler"i tartıştı. Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı ve BM Nüfus Fonu Türkiye Temsilcisi Anne-Birgitte Albrectsen, konferansın amacını şöyle özetlemişti: "Aile içi şiddet konusunda Türkiye’de önleyici ve koruyucu politikaların ve programların oluşturulması ve geliştirilmesi için yurtdışından ve yurtiçinden ön plana çıkmış örneklerin paylaşılması; STK’ların, özel sektörün, kamu kuruluşlarının ve siyasilerin duyarlılıklarının artırılması ve harekete geçmelerinin sağlanması."
2006 Kasım ayında Bahçeşehir Üniversitesi’nde ikincisi düzenlenen uluslararası konferans, 2007 yılı aralık ayı başında, yine aynı yerde üçüncü kez gerçekleştirildi ve bu kez medya ve şiddet konusu ele alındı. Bu konferansta konuşulanlar kitap haline getirildi ve piyasaya çıktı.

BAŞARI:
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER HALKLA İLİŞKİLER BÜYÜK ÖDÜLÜ
Hürriyet'in Aile İçi Şiddete Son Kampanyası, 2006 yılının Haziran ayında Brüksel’de, Avrupa Parlamentosu’nda, parlamenterlere tanıtıldı. Kampanya, aynı yılın ekim ayında Birleşmiş Milletler'in Halkla İlişkiler dalındaki büyük ödülüne layık görüldü. 2006 yılının kasım ayında ise AB Komisyonu’nun sunduğu "İlerleme Raporu"nda, kampanyanın, Türkiye kamuoyunu aile içi şiddet konusuna duyarlı hale getirdiği ifade edildi ve övgüyle söz edildi. Kampanya Avrupa Akdeniz Parlamenterler Asamblesi Kadın Hakları Komisyonu’nun raporunda da rol model olarak tanıtıldı.

CESARET:
AİLE İÇİ ŞİDDETE SON ACİL YARDIM HATTI
Hürriyet 2007’de bir ilke daha imza attı ve İstanbul'da aile içi şiddete maruz kalmış kişilerin başvurabileceği bir acil yardım hattını devreye soktu. İstanbul Valiliği’nin desteğiyle gerçekleşen proje için Avrupa Birliği'nden fon alındı. Fon süresinin bitiminden sonra da Aralık Derneği ile birlikte kesintisiz olarak sürdürülen acil yardım hattı için başlangıçta 18 psikolog, avukatlar ve 96 polis eğitim gördü. Şu anda hatta altı uzman psikolog ve bir avukat çalışıyor. Yardım hattı, Türkiye’de bir ilk olarak yedi gün 24 saat hizmet veriyor. Hürriyet bu hizmeti şiddet gören çalışanları için de devreye sokarak, aile içi şiddete karşı mücadeleyi insan kaynakları politikası haline getirdi; şiddet gören çalışanlarının yanında, şiddet gösterenlerinse tam karşısında yer aldığını açıkladı.

www.aileicisiddeteson.com

 

GÜLDÜNYA ŞARKILARI

Yıl 2008. Türkiye’nin 13 ünlü kadın şarkıcısı, seslerini "Güldünya Şarkıları" adlı albüm için birleştirdi. 25 Kasım "Dünya Kadına Yönelik Şiddete Son" gününde piyasaya çıkan, danışmanlığını Naim Dilmener ve Hülya Demir’in yaptığı albümde; Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nazan Öncel, Emel Müftüoğlu, Aynur, Zuhal Olcay, Aylin Aslım, Nilüfer, Şebnem Ferah, Şevval Sam, Rojin, Ayten Alpman ve Funda Arar, her biri farklı bir kadın duyarlılığını anlatan, üçü yepyeni 14 şarkı söyledi.
Albümün sürprizi ise 80’li yılların ortalarından itibaren kadın mücadelesinin marşı haline gelen "Kadınlar Vardır" adlı marşın, Albüme katkıda bulunan sanatçıların bir kısmı tarafından koro halinde söylenmesi. Albüm, Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı’nın daha çok kadına ulaşabilmesi için yapıldı. Geliri olduğu gibi hatta aktarıldı.

Albümün adı “Güldünya Şarkıları’ydı.” Çünkü, gencecik yaşında aile içi şiddete kurban edilen Güldünya Tören, bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddetin bir sembolü. Bütün suçu, ailesinin istemediği biriyle birlikte olmaktı Güldünya’nın ve İstanbul’da sokak ortasında kurşunlandı. Ölmedi, hastanede yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken, “işi yarım bıraktıklarını düşünen” iki ağabeyi, ellerini kollarını sallaya sallaya içeri girdiler ve “işi” bitirdiler. Onu sevip sarıp kollaması beklenen ailesi, zaten ölüm fermanını çıkarandı, yaşadığı köy, suçluları suça iterek ve saklayarak bu büyük günaha ortak olmuştu.
DMC tarafından piyasaya çıkarılan "Güldünya Şarkıları" için özellikle kadın bakış açısıyla yazılmış, cinsiyetçi olmayan şarkılar seçildi. Albüm için ünlü sanatçı Sezen Aksu, bir şarkı verip Aylin Aslım'ın Güldünya için yazdığı şarkıyı seslendirmenin yanısıra, bir de yazı yazdı. CD kitapçığında yer alan yazısında şiddetle mücadele için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Aksu, şöyle dedi:
"Kimi zaman ekonomik, sosyal ya da ruhsal bir eksiklik duygusuyla gücün ispatına girişilen, esip geçilen, dahası tahakküme varan bu otoritenin kültürel değerler dahilinde kabul gördüğü; kimi zaman da koşulsuz sevginin sonuna dek sömürülebildiği, kırılan kolun yen içinde bırakılması dayatılagelmiş bir yer olduğu için, kaynağına yakın yerde kaynar şeytanına uyanların kazanı. Hele kaynak aile içindeyse, ki çoğunu bilmediğimizden eminim, korunmasızlık kimbilir kaça katlanır. Sığınılacak tek adresten kaçıp gitmeyi isteyen, sosyal bir varlık olmasına karşın aidiyetsizlik batağında kaybolan ne çok insan vardır kimbilir.
Görünen o ki, insan özünde pusuda bekleyen bu enerji doğru bir formül ile yönetilmediği, yönlendirilmediği ve türlü şekillerde beslendiği sürece, çocuklarımızın potansiyel birer şiddet uygulayıcısına, kendimizin de birer şiddet mağduruna dönüşmesi işten değil."

Albüm için Aksu'nun seslendirdiği, söz ve müziği Aylin Aslım'a ait "Güldünya" adlı şarkıyı Mithat Can Özer düzenledi. Şarkı, Sezen Aksu’nun sesinden, töre cinayetlerinin tamamen yok olması için atılmış, şiddeti hayli yüksek bir çığlık.

Albümün ikinci parçası "Kadın Dediğin", Ajda Pekkan tarafından yorumlandı. Bu albüm için Şehrazat tarafından özel olarak yaratılan şarkı, “Kapı açık, arkanı dön ve çık” nakaratından tam otuz yıl sonra, bir kere daha kadınlara, isterlerse “taşın suyunu” dahi sıkabileceklerini hatırlatıyor. Volga Tamöz’ün düzenlemesi ise, hem sade hem de göz alıcı.

Nazan Öncel, Güldünya'ya, "Leyla"sını hediye etti. "Bir işçinin kızı Leyla”nın yürekleri dağlayan "hikayesi" ve müziği Nazan Öncel'e ait. Rock dünyamızın önemli isimlerinden Hakan Kurşun tarafından her dizesinin hakkı verilerek düzenlendi.

Popüler müziğimizin “kadından yana” ilk şarkılarından olan "Adım Kadın" ise Emel Müftüoğlu’nun sesinden Bora Ayanoğlu’na, “İyi ki yazdım” duygusu yaşatacak bir mükemmellikte seslendirildi. Sinan Akçıl’ın düzenlemesi, bir yandan şarkının eski köklerine bağlı, bir yandan da çok çağdaş.

Sesiyle-yorumuyla yalnızca bu toprakları değil, bütün dünyayı birbirine katan bir yorumcu olan Aynur, Güldünya'ya, gün ışığına çıkardığı bir anonim Kürt ezgisiyle, "Qumrike/Kumrucuk" ile katıldı. Şarkı, Cemil Koçgün ve Yılmaz Yeşilyurt’un düzenlemesi ile çok fazla gözyaşı döktürecek. Ama umut gözyaşları.

Bir diğer Kürt şarkıcı Rojin, Güldünya için, Şebnem Ferah’ın "Sil Baştan" adlı, artık klasikleşmiş şarkısını kendine özgü üslubuyla yorumladı. Nice kadına “yeni bir başlangıç yapma” konusunda umut aşılayan şarkının düzenlemesini Ali Haydar Başak yaptı.

Şebnem Ferah, başka bir klasiği, Sezen Aksu'nun "Masum Değiliz"ini yorumladı. Sezen Aksu’nun sözlerini Meral Okay, müziğini ise Uzay Heparı ile birlikte yazdığı “Masum Değiliz”, Şebnem Ferah’ın sesinden, nice kayıp ruha, ilaç gibi gelecek.

Söz ve müziğini Nilüfer'in yaptığı "Karar Verdim" adlı şarkıyı ise Aylin Aslım, tam da Aylin Aslım gibi seslendirdi. Düzenlemenin altında ise üç imza var: Safa Hendem, Mehmet Ünal ve Aylin Aslım.

Nilüfer ise Güldünya için, bir Ajda Pekkan klasiğine, "Sanane Kimene"ye yeniden hayat verdi. Sözlerini Ülkü Aker’in yazdığı aslen yabancı (Philippos Nikalaou) bu şarkı, yazıldığı günden beri, kadınlar için bir “özgürlük çığlığı.” Gürsel Çelik düzenlemesi, şarkının enerjisini mükemmel bir biçimde ortaya çıkardı.

Bir başka aslen yabancı (Burch-Grutchfield) şarkı; bu sefer ömrü boyunca kadınlar için kalem oynatmış bir “azize”nin, Fikret Şeneş’in kaleminden çıkma: "Ve Tanrı Aşkı Yarattı." Ayten Alpman bu şarkıda, her türden yorumcuyu yaya bırakan bir vokal performansı sergiliyor. Sadun Ersönmez’in düzenlemesi de, “caz”ın çağının hiç geçmeyeceğini fısıldıyor kulaklara.

Şevval Sam, Güldünya için çıkınından yepyeni bir şarkısını, "Kibritçi Kız"ı çıkardı. Sam, kalbi her daim kırık “Kibritçi Kız”ın hikayesini, hemen yanıbaşımızda vuku buluyormuş gibi anlatmış; öylesine gerçekçi, öylesine hazin. Düzenlemenin altında da Aytekin Ataş ile birlikte Sam’ın imzası var.

Zuhal Olcay'ın Güldünya için seslendirdiği "Neyse", daha önce Funda Arar'ın sesinden dinlediğimiz bir şarkı. Sözleri Burcu Tatlıses’e, müziği Febyo Taşel’e ait. Zuhal Olcay’ın yorumu, ancak onun gibi on parmağında yüz marifet bulunanların yapabileceği kadar mükemmel. Düzenleme de ancak Gürol Ağırbaş gibi müzisyenlerin başarabileceği gibi, hem sade, hem de zengin.

Ve son, manifesto gibi bir şarkı: "Dünden Sonra Yarından Önce." Onno Tunç ve Zuhal Olcay tarafından, bir film için özel olarak yazılmış bu şarkıyı, hapsolduğu film karesinden çıkarıp hayatın içine bırakıyor Funda Arar. Düzenleme Funda Arar’ı çok iyi tanıyan bir müzisyene, Febyo Taşel’e ait.

Ve (şarkıyı söyleme sıralarına göre) Nazan Öncel, Aylin Aslım, Aynur, Nilüfer, Zuhal Olcay, Sezen Aksu ve Rojin tarafından seslendirilen koro şarkısı, "Kadınlar Vardır..." Avukat Filiz Kerestecioğlu’nun hayatın-mücadelenin içinden çıkmış şarkısı, genç kuşağın en yetkin müzisyenlerinden Hacı Mustafa Ceceli’nin yaptığı düzenlemeyle artık daha çok kadının diline düşecek bir marş. Kadın marşı.

Albümün müzik danışmanı Naim Dilmener, "kadın sanatçıların kadınlar için söylediği" bu albüm için kapıları çalınan kadın sanatçıların tamamının, samimiyetle "evet" dediklerini ve bu içtenliğin albümün müzikal yapısına da yansıdığını söylüyor. “Her şarkının farklı zamanlarda, farklı stüdyolarda ve farklı müzisyenlerle yapılıyor olması genellikle bu tür albümlerde çok başlılık ve kalite sorunu yaratır. Projeye katılan kadın sanatçıların bu işi çok ciddiye alarak yapması ve gerçekten gönüllerini birleştirmesi müzikal kaliteyi yukarı taşıdı. Güldünya Şarkıları albümünde bu sosyal faydanın yanı sıra sanatsal kalite de çok yükseldi.”